Ramazan ayının başlamasıyla bazı mahallelerde
kapı kapı dolaşarak kumanya dağıtma yarışı başladı.
Elbette ihtiyaç sahibine ulaşmak, dayanışma göstermek,
paylaşmak bu toplumun mayasında olan değerlerdir.
“Allah kabul etsin” denir ve niyetin hayır olduğuna inanılmak istenir.
Öyle kumanyalarla görüntü verip yerel medyada haber olmak
yapılan hayırın doğasına aykırıdır.
Ancak mesele sadece yardım etmek değildir. Mesele, yapılan
yardımın toplumdaki karşılığı ve oluşturduğu algıdır.
Haberlere gelen yorumlara ve halk arasındaki konuşmalara bakıldığında,
ciddi bir sorgulama olduğu görülüyor.
Tepkilerin temelinde ise şu soru yatıyor:
Bu yardım çalışması gerçekten sosyal bir dayanışma mı,
yoksa siyasi bir pozisyon arayışı mı?
Çünkü bir siyasi partinin yıllardır ortaya koyduğu söylem,
duruş ve eleştirdiği uygulamalar ile bugün yaptığı pratikler arasında
bir uyumsuzluk oluştuğunda, kamuoyu bunu görmezden gelmez.
Tam aksine, en çok da bu çelişki konuşulur.
Siyaset kurumu elbette sahada olacak.
Vatandaşın kapısını çalacak.
Halini hatırını soracak.
Ancak bu temasın zamanlaması, yöntemi ve sunuluş biçimi çok önemlidir.
Hele ki ekonomik sıkıntıların yoğun yaşandığı bir dönemde
yapılan yardımlar, eğer doğru bir iletişim dili kurulmazsa,
“sosyal sorumluluk” olmaktan çıkar, “siyasi yatırım” eleştirilerine açık hale gelir.
Burada asıl mesele şudur:
Bir parti, kendi siyasi çizgisiyle çelişen bir görüntü veriyorsa,
bunu en önce kendi tabanı sorgular.
Nitekim gelen yorumlar da gösteriyor ki tepkiler
sadece karşı görüşten değil, farklı kesimlerden yükseliyor.
Toplum artık daha bilinçli.
Fotoğrafı görüyor, arka planı sorguluyor.
Yardımın kim tarafından yapıldığından çok, hangi anlayışla yapıldığına bakıyor.
Gösterişe mi dayanıyor, yoksa gerçekten sessiz bir dayanışmaya mı?
Belki de bu yaşananlar bir muhasebe fırsatıdır.
İlçe teşkilatları sahadaki nabzı doğru okumalı,
genel merkezler de yerelde oluşan algıyı dikkate almalıdır.
Çünkü siyaset sadece yapılan iş değil, o işin toplumdaki yansımasıdır.
Yardım etmek güzeldir.
Ama siyaset ile yardım arasındaki ince çizgi doğru yönetilmezse,
iyi niyet bile tartışma konusu olur.
Son söz olarak;
Toplumun vicdanı güçlüdür.
Samimiyeti de, çelişkiyi de ayırt eder.
Siyasetin en büyük sınavı da tam burada başlar.