Kozlu küçük bir yer.
Burada hiçbir şey gizli kalmaz.
Kim ne yaptı, nasıl yaptı, hangi yolu kullandı… Er ya da geç ortaya çıkar.
Çünkü bu memlekette insanlar birbirini tanır, yaşananları unutmaz.
Şimdi dönüp yaşananlara bakalım.
Heyelan riski nedeniyle yıllarca Türkiye’nin gündemine gelen bir bölgede,
bir bakıyorsunuz göğe doğru uzanan 20 küsur katlı binalar yükseliyor.
İnsanların güvenliği konuşulması gerekirken, beton kat kat yukarı çıkıyor.
Üstelik bu süreçte imar düzenlemeleri defalarca değiştiriliyor, patika denecek yollar bile projelere dayanak yapılıyor.
Bununla da bitmiyor.
O bölgede evlerinden çıkarılan insanlar arasında bile eşitlik olmadığı konuşuluyor.
Kimine başka metrekare, kimine başka şartlar…
İnsanlar yıllarca yaşadıkları yerlerden çıkarılırken, bir de kendi aralarında ayrımcılık gördüklerini söylüyor.
Daha da vahimi şu iddia:
İnşaat süresince insanların kira yardımı bile alamadığı.
Ama işin ilginç tarafı şu…
Kozlu’nun farklı yerlerinde yükselen yine yüksek katlı, yine bol daireli binalar…
Beton büyüdükçe büyüyor.
Sonra bir gün çıkıp diyorsun ki:
“Ben hayır işi yapıyorum.”
Bir cami yaptırıyorsun.
Elbette cami yaptırmak güzel bir şeydir.
Kimse buna bir söz söylemez. Ama bu memlekette insanlar saf değil.
Kozlu’da herkes her şeyi görüyor, biliyor, konuşuyor.
Önce tartışmalı imarlar…
Sonra yüksek katlı binalar…
Ardından krediye karşılık bankaya verilen arsalar…
Ve en sonunda “hayır işi”.
Toplumun vicdanı bazen çok basit bir soru sorar:
Bu kadar olaydan sonra yapılan hayra kim inanır?
Bugün de konuşulan başka bir konu var.
Zonguldak’ta yapılması planlanan yeni bir inşaat için
yüksek mertebede isimlerin yanına alınmaya çalışıldığı iddiaları.
Yani anlayacağınız, oyunun kuralları değişmiyor.
Sadece sahne değişiyor.
Ama unutulan bir şey var:
Kozlu küçük bir yer.
Burada hiçbir şey unutulmaz.
Ve insanların aklındaki o soru hâlâ aynı yerde duruyor:
“Bu kadar yaşananın üstüne gerçekten kim inanır?”
Ben CINBIZ kendi adıma söyleyeyim…
Belki bir kişi inanır.
O da adı gibi olur:
Kadir İnanır.