Gazetemizin bugün manşetten verdiği haber, aslında Zonguldak’ın yıllardır
göz göre göre sürüklendiği büyük bir çevre felaketinin acı bir özeti niteliğinde.
Denizle yaşayan, ekmeğini denizden kazanan bir kentin geldiği noktayı tek bir cümle anlatıyor:
Balıkçı ağlarından balık değil, çöp çıkıyor.
Bu bir abartı değil, bir iddia hiç değil. Bu, balıkçıların her gün denizde yaşadığı acı gerçek.
Plastik atıklar, evsel çöpler, sanayi artıkları, denize boca edilen her türlü pislik artık ağları dolduruyor.
Deniz yaşamı can çekişiyor, balık azalıyor, geçim kaynakları yok oluyor.
Buna rağmen ne acıdır ki bu vahim tablo karşısında siyasi sessizlik hâkim.
Kamuoyuna yansıyan ve bu sorunu ısrarla gündeme taşıyan tek bir siyasi partinin çabası dışında,
diğer partilerden —özellikle iktidar ve ortaklarından— tek bir güçlü ses,
tek bir ciddi adım, tek bir açıklama dahi yok. Bu suskunluk kabul edilemez.
Çünkü bu mesele ne bir partinin meselesidir ne de günübirlik siyasi tartışmaların malzemesidir.
Bu mesele Zonguldak’ın geleceği, insanların ekmeği, çocuklarımızın yarınıdır.
Balıkçılar isyan ediyor. “Bu sorun yeni değil” diyorlar. Yıllardır uyarıyoruz, anlatıyoruz, söylüyoruz ama kimse duymuyor.
Denetim yok, yaptırım yok, caydırıcılık yok. Denizi kirletenler adeta ödüllendirilirken, bedeli her zaman balıkçı ödüyor.
Mazot pahalı, ağlar çöp dolu, balık yok… Peki bu insanlar neyle geçinecek?
Soruyoruz:Denize dökülen atıkların denetimi nerede?
Sanayi tesisleri, dereler, arıtmalar gerçekten kontrol ediliyor mu?
Çevreyi korumakla yükümlü kurumlar görevlerini yapıyor mu?
Yoksa deniz de mi kaderine terk edildi?
Zonguldak, yıllarca kömürle, emekle, alın teriyle ülkeye katkı sağlamış bir kenttir.
Şimdi denizi de elinden alınmak isteniyor. Buna kimsenin hakkı yok. Deniz ölürse, Zonguldak ölür.
Bu kadar açık ve nettir.
Balıkçıların talebi lüks değil, siyaset değil. Çare istiyorlar.
Gerçek denetim, gerçek yaptırım, gerçek mücadele istiyorlar.
Artık fotoğraf vermek, masa başı açıklamalar yapmak yetmez.
Deniz temizlenmeden, kirleten cezalandırılmadan bu sorun çözülmez.
Buradan bir kez daha çağrımızı yineliyoruz: Başta iktidar ve ortakları olmak üzere, tüm yetkililer bu sessizliğe son vermelidir.
Zonguldak denizleri sahipsiz değildir. Balıkçılar yalnız değildir.
Bugün susanlar, yarın bu felaketin vebalinden kaçamaz.
Çünkü bu mesele siyaset üstü, bu mesele insanlık meselesidir.
