Geçtiğimiz hafta Kozlu’da en çok konuşulan konulardan biri,
Cumhuriyet Halk Partisi’nin başlattığı üye kayıt çalışması oldu.
Sadece bir masa kurup beklemek değil; kar, yağmur, soğuk demeden meydanda olmak, vatandaşa dokunmak, derdini dinlemek…
İşte siyasetin gerçek sınavı tam da burada başlıyor.
Siyaset, yalnızca seçimden seçime hatırlanan bir faaliyet değildir.
Asıl siyaset, halkın arasında, çarşıda, pazarda, sahilde, kahvede yapılır.
Geçtiğimiz günlerde gördüğümüz tablo buydu:
Vurucu bir sloganla meydana çıkan bir ekip, ama slogandan daha güçlü olan şey sahadaki samimiyetti.
Vatandaşın elini sıkan, gözünün içine bakarak konuşan, not alan, dinleyen bir anlayış…
Gözlemlediğimiz kadarıyla yalnızca birkaç gönüllünün değil; belediye başkanından il başkanına,
ilçe başkanından parti üyelerine kadar geniş bir kadronun sahada olduğu bir çalışma yürütüldü.
Bu tablo, disiplinli bir organizasyonun ve ortak hedefe kilitlenmiş bir yapının göstergesidir.
Takdir etmek gerekir.
Şunu da açıkça söylemek gerekir: Halkın içinde olmak cesaret ister.
Eleştiriye açık olmayı, memnuniyetsizliği dinlemeyi, sorulara cevap vermeyi gerektirir.
Meydana çıkmak kolaydır; meydanda kalmak zordur.
Bu noktada gösterilen özveri, siyasetin olması gereken halini hatırlattı.
Elbette demokrasi, rekabetle güzeldir.
Bir partinin sahada güçlü olması, diğer partilerin de daha fazla çalışmasına vesile olmalıdır.
Temennimiz odur ki sadece bir parti değil, tüm siyasi yapılar vatandaşla daha fazla temas kurar; seçimden seçime değil, her gün halkın içinde olur.
Çünkü bu şehir hepimizin.
Bu sokaklar, bu meydanlar, bu insanlar…
Siyaset, tabelalarda değil; omuz omuza verilen emekte büyür.
Kozlu’da son günlerde gördüğümüz tablo bize şunu gösterdi:
Halkın içinde olan kazanır.
Dinleyen büyür. Çalışan karşılığını alır.
Ve unutulmamalı; siyaset en çok sahada yazılır.
