Bugün gazetemizin Cımbız köşesini de harekete geçirmiş bulunuyoruz.
Bu köşeyi okuyanlar bilir; bugüne kadar kaleme aldığım yazıların temelinde,
doğduğum, büyüdüğüm ve hâlâ içinde yaşamaktan gurur duyduğum bu şirin ilçeye pozitif bir pencereden bakma gayreti vardır
İyi olanı görmek, yapılan hizmeti teslim etmek, emeği takdir etmek benim için bir tercih değil, bir duruştur.
Ancak altını özellikle çizmek isterim: Pozitif olmak, kör olmak değildir. İyi niyet, suskunluk anlamına gelmez.
Kimse zannetmesin ki bu satırların sahibi her şeye alkış tutar, her yanlışı görmezden gelir.
Tam aksine… Eğer bu kentte, bu ilçede bir yanlış varsa, bir ihmal varsa, bir umursamazlık varsa; bilinmelidir ki en acımasız cımbız da gerektiğinde bu köşeden tutulur.
Çünkü sevmenin bir bedeli vardır. Gerçek sevgi, hatayı örtmek değil, hatayla yüzleştirmektir.
Bugüne kadar “neden hep eleştiriyorsun?” diyen de oldu, “neden daha sert yazmıyorsun?” diye soran da…
Cevabım hep aynı: Yeri ve zamanı vardır. Ama o zaman geldiğinde kimse benden yumuşak cümleler beklemesin.
Yanlışın karşısında susmak, yanlışa ortak olmaktır.
Bu köşe; ne kişisel hesaplaşmaların, ne siyasi sadakatlerin, ne de konforlu suskunlukların adresi olacak.
Cımbız bazen bir ayrıntıyı çeker çıkarır, bazen can acıtır. Ama şunu herkes bilsin ki bu acı, iyileşmek içindir.
İyiyi alkışlamaya devam edeceğiz. Doğruyu savunacağız. Ama yanlışta da en net, en açık ve en sert şekilde duracağız.
Bu da böyle bilinsin.
